Markanız Sosyal Medya Kullanıcıların Umurunda Değil

 Acı ama Gerçek, markanız sosyal medya kullanıcıların umurunda değil. Düşünülenin aksine doğrudan kurgulanan sosyal medya reklamları hedeflenenin çok ama çok altında sonuca gidiyor. Bunun ana nedenleri arasında ise insanların, markanızın reklamlarını görmek için sosyal medyaya girmiyor olmasını gösterebiliriz. Günümüzde hayatın bir yansıması durumunda olan sosyal medya platformları ben merkezli bir yapıda işliyor. Sosyal medya kullanıcıları bu biçimde kendileriyle ilgileniyor.

 “Kendimi nasıl gösterebilirim? Hayallerim nedir? Hayallerimi nasıl gerçekleştirebilirim? Kimler tarafından önemseniyorum? Hangi ürünler ya da hizmetler hayatıma değer katabilir? Hayatımı daha da güzelleştirmenin yolları nelerdir?” gibi sorulara cevap bulacakları konular, bu platformları kullananların ortak ilgi odakları.

“Markanız bu platformlarda kimsenin umurunda değil.”

Ancak hemen umutsuzluğa kapılmayın. Umursamıyor olmaları dünyanın sonu değil elbet. Sosyal medya üzerinde önemli olan, sizi ve markanızı hedef kitlenize yaklaştıracak değerler de mevcut.Bu bağlamda kullanıcılarda tetiklediğiniz duygular ciddi bir önem teşkil ediyor.

Güven, heyecan, istek, aidiyet, statü…

Bununla birlikte markaların sosyal medya pazarlaması kullanımı çift taraflı bir bıçak gibidir. Güzel duyguların yanı sıra kolayca ve istemeden hayal kırıklığı, tiksinti, iğrenme, nefret gibi olumsuz duyguları da tetikleyebilirsiniz.

 Buna en güzel örnek geçen hafta bir drugstore mağazasınıda ruj çaldığı şüphesiyle kötü muameleye maruz kalan bir kızın üzücü hikayesinin bir anda viral olarak yayılması verilebilir. Hikaye kadar acıklı olan, bahse konu markanın itibar yönetimi konusunda ardı ardına attığı hatalı adımlarla markasını bir  negatif imza kampanyasının merkezine yerleştirmesi olsa gerek. 

Markalar sürekli olarak bizlerin duygularına dokunuyorlar. Birçok marka bu durumun farkında bile olmayabiliyor. Pahalı sözler, tasarım zevkiniz, ürünün kazandırdığı toplumsal statü bile açığa çıkarabildiğiniz duyguların frekansı kadar önemli değil.

 

Bu durumda, markanızın hikayesinden ziyade önem kazanan, karşınızdakinin hikayenizde kendisiyle alakalı ne bulduğu diyebiliriz. İşte asıl önemli olan hedef kitlenizin markanızda kendisiyle ilgili ne bulduğu.

 Anlatılan hikayelerin içerisinde yer alan markalar geleceğin pazarlama modellerinin önemli aktörleri olacak gibi. Sosyal medya platformlarının her birimizin hayatımızı domine ettiği bu dönemde,tüketici, şirketlerin bilançoları, sermayeleri ya da büyüklüğünden ziyade kendisine en iyi deneyimi kimin sağladığına odaklanmış durumda. Markanız önemli ama ama onu sakince bir kenara bırakarak ürün ve veya hizmetlerinizi sunduğunuz insanlara odaklanın. Onların sorunlarını, duygularını, ihtiyaçlarını ve mutluluklarını daha iyi anlamak başarıya giden kapıya açan anahtar niteliğinde aslında.
Bu anahtar ile daha verimli stratejileri planlayarak, size bu dünya üzerinde bir anlam kazandıracak marka konumlandırmanıza yepyeni bir boyut katacak.

Umutmayın ki insanların hayatına değer kazandırmaya başlayan, diğer markaların önüne geçerek çok daha verimli bir biçimde büyüyor. İnsana odaklı olmayan markalar ise tüketicinin gözünden düşüyor.

Share

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir